Archive for Ocak, 2007

Marina Di Pisa

Ocak 29, 2007

6 aylik Erasmus icin gelenler sehirden ayrilmaya basliyor. Vedalasmalar vs. Gidenlerden biri de Kadri diye Estonyali bir arkadas. Ama o Roma`ya tez yazmak icin gidiyor. Okulun verdigi tanitim kitapciginda marinanin fotografini gorduk. Kadri Pisa`dan ayrilmadan da gittik.

Pisa, eskinin liman sehri. Arno nehri (Firenze’den de gecen) denizi 8 km doldurunca deniz gucunu kaybediyor. Simdi ise marina olarak kullaniliyor deniz kenari. Bana bizim Ege kiyilarini hatirlatti. Sirasiyla: deniz, deniz kenarinda restoranlar, islek olmayan bir yol, park yeri ve cam ormani. Marina olarak da nehri kullaniyorlar.

Hava oldukca guzeldi. Dalgakiranlara carpan dalganin sesini ve iyot kokusunu da ozlemisim. Orda biraz vakit gecirmek iyi geldi. Zaten de kucuk bir yer. Pazar gunu de 1-2 bar haric her yer kapaliydi. 2 saat sonra donduk. O bile yetti.

Koc Gibi

Ocak 27, 2007

Efendim Katha`ya nazar degdi anlasilan. Once bi guzel ishal oldu, o devam ederken soguk alginligi, ustune de ic kulak iltihabi olunca ne okula gidebildi ne de ders calisti. Ishal de sirtimdan vurdu. Hani yemegimizi en iyi sekliyle tanitalim diye kebap icin Tike`ye gittik. Bi guzel yedik ictik. Tabi ki de beklemiyodum ordan da midesi bozulsun diye ama artik neyse ki son gun gittik de, Turkiye`deki gezme olaylari aksamadi. Artik iyi, koc gibi masallah.

Ben ne ettim? Adlarini bilmedigim iki dersin final sinavindan gecip rahatladim. Ikisi 10 kredi ediyor. Geriye kaldi basarili olmam gereken 20 kredi. Eger bu donem baska ders gecemezsem ikinci doneme kaliyor 20 kredi. Zor oluyor artik ogrencilik. Calismaya baslamak lazim.

Business Class

Ocak 17, 2007

Istanbul’daki guzel gunlerden sonra Italya’ya donmek cok zor geldi. Istemeye istemeye de olsa bavulu hazirladim. Havalimanina giderken de icimde bir heyecan yoktu. Genelde yurtdisina cikarken baya bi heyecanlanirim. Neyse ki durumu hafifletecek seyler de vardi: Bedava Business Class ucak bileti gibi. Hakikaten iyi oluyormus. Hic sira beklemeden bavulunu ver, kendine ozel pasaport kontrolunden gec, kendine ozel bekleme salonunda ucagi bekle, bedava yemek ye, icki ic, ucaga herkesten once bin, herkesten once in, menuden sectigin yemek onune porselen tabaklarla servis edilsin, bavulun bagaj bandina ilk once gelsin vs… Bu arada yemek zevki de farkli oluyor. Istedigin sarab bulup getiriyorlar havada. Tabi benim neyime bunlar o ayri.

Bu yemekten sonra da anayemek olarak kuzu kulbasti getirdiler. Ustune de frambuazli pasta vardi ama hem vakit yoktu hem de yiyecek durumum.

Havalimanini bildigim icin ve bavulu da cok beklemedigim icin Roma`ya giden treni yakaladim. Roma`ya erken varinca da hemen Pisa`ya kalkan diger treni yakaladim. Yalniz makineden ben bileti alirken biletin bir kismini makinada unutmusun. Nasi yani? IC (Inter City) trenine bilet alinca makina iki bilet veriyor. Birincisi trenin bileti, ikincisi de rezervasyon yaptigin koltugun bileti. Ben aceleyle tren biletini beklemeyi unuttum cunku tam birinci bilet ciktiginda duduk calindi. Ben kostura kostura zor yakaladim. Sonra da konduktore durumu anlatinca adam hic sorun cikartmadi.

Pisa’ya da zamaninda geldim ve kizlar tarafindan karsilandim. Insan daha ne ister. Sonra da yorgunluktan nasik yattiysam ayni pozisyonda uyandim sabah olunca.

Dogumgunu surprizi

Ocak 14, 2007

Hepinize cok tesekkur ederim arkadaslar. Tam anlamiyla surpriz oldu benim icin.

Katha”yi meyhane kulturu ile tanistirmak icin Cicek Pasaji`na gitmeyi planlamistim. Vakit olarak da dogumgunu ertesine gelince (bu arada ikimiz de 9 Ocak`ta dogduk) onu da genclerle kutlayayim dedim. Birkac kisi de gelirse muhabbet ede ede vakit geciririz diye dusunmustum. Boyle sahane bir organizasyon beklemiyordum tabi =) Vallahi pasta olsun, calgicilar olsun, Katha`yla konusup onu yalniz birakmayisiniz olsun, neresinden tutarsam harikulade bir geceydi. Tekrar tesekkur ederim.

Cikista cekindigimiz sisler icindeki isiklandirilmis Taksim Meydani fotografi da gayet guzel cikmis. Gece harikulade bitti.

Soldan saga: Ben, Doga, Katha, Mert, Ferdi, Eda, Cagla, Kuzen, Soner, Ercan, Aycin

Katha Istanbul`da

Ocak 4, 2007

Yilbasi’nda Ercanlar`in barina gittik. Onceden aramama ragmen Ercan`in adimizi yazdirmayi unutmasi 60 YTL`ye mal oldu. Yeni yila son dakika golu ile girmis oldum. Artik onumuzdeki maclara bakacagiz…

Taksim inanilmaz kalabalikti her zamanki gibi. Ben bile rahatsiz oldum derken, Katha gozleri dolmus ve korkmus bir sekilde etrafina bakiyordu. Daha sonra da soka girdi zaten. Acligini unuttu, zoraki birazcik su icti. Sonra da eve donduk zaten. Erkekleri gordukce bana kizlarin ne yaptigini soruyordu. Kendi basina eglenmek isteyen kizlar neredeydi ve eger Taksim`e yalniz basina veya kiz arkadaslari ile cikmak istese basina ne gelirdi gibi sorular soruyordu ve isin kotusu endiselerinde hakliydi. Sonucta o geceki goruntuler Turkiye’yi yansitmiyordu ama Turkiye’nin de bir parcasiydi, kotu bir parcasi.

Ertesi gune, yani yeni yila iyi bir kahvalti ile basladik. Yakin cevreyi ziyaret ettik. Ortakoy`e gittik. Etrafi dolasip, kumpir yiyip geri donduk. Ac degilim diyen Katha`nin da kumpirimin yarisini yedi. Ne de olsa Alman ve patatesi seviyor. Ortakoy Camii`ne ilk defa girdim Katha sayesinde. O kadar Ortakoy`e gittim, bir kere bile icini merak edip de girmemistim. Basini atkisiyla orttu, cunku oyle yapmasi gerektigini soyledim. Ama baska kimse basini ortemisti. Demek ki kimse dikkat etmiyor artik. Ilginc bir sekilde dua eden biri vardi. Yari kendini kaptirmis, yari gosteri yaparak dua ediyordu. Daha once hic gormemistim o sekilde namaz kilan birini.