Umbria Jazz

Temmuz 9, 2007 by Kaan

6-15 Temmuz, Umbria Jazz gunleri bu sene. Zaten Perugia’yi cok sevmisimdir, bir de her meydanda Jazz Konserleri olunca sehir daha da bir guzel oldu.

 

Merakimizdan ve Jazz dunyasina da giris yapmak istedigimizden, Katha ile Uri Caine & Paolo Fresu konserine gittik. Uri piyanist, Paolo trompetci. Ilk basta biraz hayalkirikligi yasadim cunku ben klasik jazz (piyano, saksafon, davul) hevesiyle gitmistim. Konserden yarim saat once bileti alip baliklama dalinca boyle oluyor. Ama dusundugumun aksine keyifli dakikalardi. Muziklerini sevdim. Paolo’nin sandalyede oturusu ve hareketleri biraz cins geldi gozume.

Trasimeno Gölü

Temmuz 8, 2007 by Kaan

Dediler ki orda, bir göl var uzakta. Gidelim güneslenelim. Ben de hem günes altinda mayismak fikri cazip geldiginden, hem genclerle birlikte olalim diye, hem de ic kesimlerde nasil oluyor bu isler diye merakimdan kabul ettim. Trasimeno Gölü’ne gittik. Eglenmesine eglendim ama bir daha göl kenarindaki kumsala gitmeden once sunlari goz önünde bulunduracagim:

 1) Göldeki bakteriler, mikroplar vs vücuttaki en ufak deliklerden (büyüklerden hoplaya ziplaya zaten) girip feci hastaliklara yol aciyorlar. Bobrek iltihabi dahil. O yuzden yuzmek ne kelime, suya dokunmak bile tehlikeli.

2) Tek serinleme yontemi dus almak. O sicakta mayisip da suya girememek beni yedi.

3) Kumsal yapay ama kumsali olusturan kumlar da yapay. Ufalanmis kayalardan kum yapmislar. Üstünü basini batiriyor, pisletiyor.

4) Ortamda normalin ustunde amele var.

Futbol Aski

Temmuz 5, 2007 by Kaan

Futboldan pek anlamam, oynamaya da pek duskun degilimdir ama Pisa’da yapacak pek birsey olmadigindan ayrica takimlarin da tam anlamiyla uluslararasi olmasindan dolayi iki haftadir futbol oynuyorum. Hatta o kadar ki Turkiye donusu ucaktan+tren+tren kombinasyonunu futbol ile bitirdim.

Beni futbol oynamaya ozendiren seylerden biri de oynayan kisiler. Son macta Turk, Arjantinli, Brezilyali, Rus, Ukraynali, Tayvanli, Endonezyali, Alman, Japon, Belaruslu bir karma vardi. Anlasmak biraz zor oluyor. Bir kismi Ingilizce biliyor, bir kismi Italyanca, bir kismi da ikisini de bilmiyor. Herhalde ciddi birsey olsa bu kadar zevk alamazdim.

Memleket

Haziran 29, 2007 by Kaan

1 Temmuz’da Istanbul’a gelip, 5 Temmuz’da tekrar Italya’ya donuyorum. Tabi biraz zorlu olacak. Pisa’dan gece 2′de ayrliyorum. 7 civari (bir aktarma ile) havalimanina variyorum. Sonra da 11:40′taki ucagi bekliyorum. Baska bir  secenek daha var ama daha pahali ve daha guvensiz cunku sadece 1 saat vaktim kaliyor ucagi yakalamak icin. Italya’da 4 saat rotar yapan trenleri bildigim icin essegi 4,5,6,7 kaziga birden baglamak en iyisi.

<>Goruselim gencler.

GRAZIE A DIO NON SONO LIVORNESE

Haziran 18, 2007 by Kaan

GRAZIE A DIO NON SONO LIVORNESE
(Tanri’ya sukurler olsun ki Livornolu degilim)

Ve Pisa ikinci ligte! (Serie B)

Bugun ders calisirken stadyumdan (ki yakin falan da degil) tezahuratlar, cigliklar vs duydum. Onemli maclar oldugunda boyle bagirip cagiriyorlar genelde ama bugunku mac yukselme maciymis. Pisa 2 - o yendi. Tabi herkes sokaklarda. Bakalim gece ne olacak…

NOT: Gece donercilerde yarim saat kuyruk olusacak kadar yogun kutlamalar vardi. Ortalama donere erisim suresi 2 dakika oldugunu dusnursek, normalin 15 kati insan sokaklardaydi. Bu da doner bazli analizim olsun.

NOT 2: Kirmizi beyaz “Pisa Deniz Cumhuriyeti’nin” bayragi, mavi siyah ise futbol takiminin.



Luminara

Haziran 16, 2007 by Kaan

Italya’da her sehrin bir koruyucu azizi var. O azizle alakali gunde de o sehirde eglenceler oluyor. Tum talya’da San Ranieri diye Hristiyanlikla alakali bir gun kutlaniyor. Pisa’da ise San Ranieri demek, Luminara demek cunku San Ranieri Pisa’nin koruyucu azizi. Luminara ise, nehir kenarindaki butun binalarin kandillerle isiklandirilmasi, yuzyillardir yapilan Pisa’ya ozgu yarislarin yapilmasi, havaifisek gosterileri, sabaha kadar konserler ve diger gosterilerle eglenilmesi demek.

Pisa’yi hic bu kadar guzel gormemistim.






FUSİLLİ SUCUKLU VE MANTARLARLA

Haziran 12, 2007 by Kaan

(SUCUKLU VE MANTARLI KIVIRCIK MAKARNA)

Arabella’nin Turkcesi gun gectikce daha da iyi oluyor. Bu yemek tarifini Turkce yazmis. Ben de sizle paylasayim dedim. Ilk satir onun Turkcesi, ikinci de benim duzeltmem. Afiyet olsun!!!

HARÇLAR DÖRT KİŞİLER İÇİN:
DÖRT KİŞİLİK MALZEME:

350 g fusilli, 300 g taze mantarlar ya da 30 g kuru mantarlar, 200 g sucuk, 300 g domates puresi, 1 soğan, 1 küçük havuç, 1 defne ağacının yaprak, seçankulağı, zeytinyağı, tuz, biber.

350g fusulli, 300g taze mantar ya da 30g kuru mantar, 200g sucuk, 300g domates püresi, 1 soğan, 1 küçük havuç, 1 adet defne yapraği, mercanköşk, zeytinyağı, tuz, karabiber.

YAMEK REÇETESİ:
PİŞİRME TARİFİ:

Çok iyi taze mantarlar temizlemek ve dilim dilim keşmek.
Taze mantarlar temizlenir ve dilim dilim kesilir.
Eğer kuru mantarlar, onlar temizlemek ve onlar yarım saat ılık su’da bırakmak gerek.
Eğer kuru mantar kullanılacaksa, temizlendikten sonra yarım saat ılık suda bırakılır.
Bir soğan ve bir küçük havuç kıymak ve onlar beraber tengerede birkaç yağın kaşık ila pişirmek.
Soğan ve havuç kıyıldıktan sonra birlikte tavada birkaç kaşık yağ ile pişirilir.
Önce soğan sarı oluyor, 200 g socuklar (küçük dilim dilim keşmeş bile), mantarlar (kurutmuş bile) ve bir defne ağacının yaprak eklemek.
Soğanlar pembeleşince, küçük dilimler halinde kesilmiş sucuk, mantar ve defne yaprağı tavaya eklenir.
Bakımle bütün karıştırmak ve birkaç dakika için pişirmek yapmak.
Malzemeler karıştırılır ve birkaç dakika daha pişirilir.
Sonra 300 g (domates puresi), biraz tuz ve biber eklemek.
Daha sonra domates püresi, tuz ve karabiber eklenir.
Ateş alçaltmak ve pişirmek devam etmek incede kadar domates salçaşı pişmiş olacak.
Kısık ateşte domates püresi pişinceye kadar pişirmeye devam edilir.
Eğer ihtiyaç var biraz su ve seçankulağı eklemek.
Eğer gerekirse biraz su ve mercanköşk eklenir.
Fusilli bol tuzlu su’da pişirmek yapmak.
Fusilli kaynar tuzlu suda pişirilir.
On dakikalar sonra pasta süzmek ve salçala yağ kaymak.
Yaklaşık 10 dakika sonra pasta süzülur ve hazırlanan sos ile karıştırılır.

AFİYET OLSUN!!!

Sugni in Sicilia, capisti?

Mayıs 16, 2007 by Kaan

(Ben Sicilyaliyim, anliyorsun?)

Dunyanin hicbir yerinde bulunamayacak yoreye ozgun lezzetli yemekler, tatlilar, temiz bir deniz, ne soguk ne de bayiltici sicak bir hava, son derece dost canlisi insanlar, gercek bir medeniyetler karisimi (Fenike, Yunan, Arap, Norman, Ispanyol, Fransiz ve elbet Italyan kulturu), dizel bir Opel Astra SW, ucuz fiyatlar, 1 Turk (Kaan), 1 Alman (Katharina), 3 Ispanyol (Silvia, Julia, Fermin) ve ilk defa katildigim 4 gunluk kamp macerasi: SICILYA!!!



12 - 16 Mayis arasinda Sicilya’daydim. Gercekten de bahsedildigi kadar guzel bir ada. Adanin cevresinde bir tur atmak 1000km civarinda suruyor. Palermo’nun trafiginden daha kotu bir trafik gormedim. Ilk baslarda normal kullanmaya calistim ama olmadi. Sehir icinde bile zigzaglar cizip, makas atmadan ilerlemek imkansiz. Otoyollarda da hiz siniri 130 km/s ama denetleme olmadigi icin git gidebildigin kadar. Bir de arabanin bilgi ekranini Turkce yapip haftanin 4 gununu Turkce olarak ogrettim. Boyle de milliyetciyimdir =)

Yemekler gercekten lezzetli ve yorenin yemekleri. Ornegin murekkep baliginin murekkebi ve eti ile pisirilen sphagetti harika. Ilk basta igrenc gibi gelse de (ozellikle de gorunusu) tadini alinca gozunuz birsey gormuyor. (Italyanca vucut dili ile lezettli oldugunu anlatmak icin isaret parmaginizi yanaginiza goturup, yanaginizi oyar gibi yapin)

Tatlilar da sadece burada yenilebilen cinsten. Cesit cesit meyve seklinde ve badem ezmelerinden yapilmis tatlilar ve adini hatirlamadigim diger tatlilar da oldukca lezzetliydi.

Sicilya’daki 4 gecenin 2 gecesinde kamp yerlerinde, 1 gecesinde (yasak olmasina ragmen) kumsalda ve 1 gece de (son gece, ucaga 5 saat kala) arabada uyuduk. Kamp gercekten cok eglenceli ancak her gun yer degistirmemek lazim. Cadiri kurup sokmek her gun yapilacak is degil. Kamp olayini tuttum, bundan sonra firsat buldukca kamp yapmaya gidiyoruz gencler.




Sicilya’nin kucuk sehirlerini buyuklerinden daha cok sevdim. Ornegin bu fotograf Erice diye ufacik bir yerde cekildi. O sokaklarda vakit gecirmek baska bir duygu.

Agrigento’daki Tapinaklar Vadisi (Valle dei Templi) gorulmesi gereken yerlerden biri. Savaslar ve Hristiyanlar sagolsun pek birsey birakmasalar da geriye, kalanlar guzel. Agrigento ve Siracusa’da kendimi Atina’da oldugumdan daha fazla Yunan kulturu icinde hissettim. Yani Sicilya Yunanistan’dan da Yunan gozuktu gozume. Bir de alakasiz ama kulagima gelen dedikoduya gore cingenelerin (yani Ercan vs) Yunanistan’da supermarket ve eczanelere girisi yasakmis. Bilen varsa bir citlatsin dogru mudur degil midir.

Sicilya’ya gitmisken tabi deniz, kum ve gunesten de nasiplendik. Zaten apacik ortada ama ben gene de yazayim kim kimdir: Ben, Julia, Silvia, Katharina :))

Arabayi SW secmekle iyi etmisiz, Ancak koca bir bagaj bizi kurtarirdi. O da uc ucuna yetti zaten.

Ve donus… Ucuslar ogrencinin dostu RyanAir ile. Iyi ki birileri dusuk ucretli havayollarini ortaya cikartti. Gidis donus vergiler dahil 60€. Aslinda 14€ ucak bileti ve gerisi vergiler. O da ayri hikaye. Bir ara ona da deginirim.

Cadiri Kurdum(k) !!! =)

Mayıs 9, 2007 by Kaan

Sicilya’ya gitmeye karar verdik. Cadirda kalacagimiz icin kalacak yere para vermiyoruz. Tabi bunun icin bir cadira sahip olmak gerekiyordu.

Arabella’nin yardimi ile (yardim = beni evden arabayla almak + sehir disindaki dagcilik magazasina goturmek + magazadaki butun sorunlari halletmek + beni arabayla evime birakmak) cadiri aldim. Tabi bu sefer de cadiri denemek gerekiyordu. Gene Arabella yardimima kostu ve cadiri kurmama yardim etti. Boyleci cadiri kurmus oldum :))

Pisa’dan bir MPALli gecti

Nisan 2, 2007 by Kaan

Yillar suren hasretlerimden biri daha bitti. Tabi hasretim Mecit’i gormek falan degildi. Ne isim olur Mecit’le? (naber la Meco :) Hep bir arkadasimla Avrupa’nin bir sehrinde bulusmak istemisimdir. O yasadigi yerden gelsin beni ziyaret etsin, ben gideyim onu ziyaret edeyim istedim. En sonunda oldu. Cok da guzel oldu.

Once dunyanin en buyuk sehirlerinden biri olan Pisa’yi gezdik. Tam tamina yarim saat surdu butun sehri gezmek. Mecit gezimiz sirasinda kuleye yakisik olmayan hareketlerde bulundu. Kendisini buradan kiniyorum.

Sonrasinda Lucca’ya gittik. Zamaninin en gelismis teknikleri ile insa edilen ama edildikten sonra da hic ihtiyac kalmayan savunma duvarlarini beraber yiktik.


Sonra Mecit hatasini anlayip gunah cikartti.

Geldiginden beri yagmir yagiyordu. Baktik ki hava acti. Istikamet deniz kasabasi, kumsal vs. Ozlemis Akdeniz’i. Bir ara daldi gitti. (Hayir, isemiyor)

Italya’da cep telefonu ile konusma ucretler acaip pahali. Mecit’in anlamasi icin kisa bir tecrube yeterli oldu. Bu konusma ona 4€ civarinda birseye mal oldu. Sonra da cevaplamadi zaten telefonlari.

Mecit’in Pisa’ya olan ofkesi durmamisti. Gece baskinlari ile kuleye saldirilar duzenledik. Yanimiza benim ev arkadaslarimdan birini de aldik. Yanlislikla sanatsal calismalara da imza attik.

Aksaminda gorevi yerine getirmenin rahatligiyla demlendik,

Firenze’yi de (Floransa) gezdik. Gerekli mercilere kartpostal yolladik.

Sonra da Mecit Roma’ya dogru yola koyuldu. Gerci bindigi tren Roma yonunde (guneye) degil de Milano yonunde (kuzeye) hareket etti. Italya iste, ne diyebilirsin ki?